TOTAL FUTBOLDAN GEÇİŞ OYUNUNA....
2008-09 sezonunda Barcelona A takımı teknik direktörlüğüne getirilen Guardiola kendiyle beraber Johan Cruyff'tan miras kalan, kendince revize ederek futbol dünyasına aslında varolan fakat Guardiola ile yenilenen modernize bir Total Futbol anlayışı getirdi. Guardiola bu sistemde yapılan her pasın bir amacı olması gerektiği fikrini kendine ve gittiği her takıma benimseterek bu oyun anlayışının Tiki Taka olarak adlandırılmamasını geçmiş zamanlarda verdiği röportajlarda belirtmişti. Guardiola'nın gözünde bu oyunda önemli olan bir takımın kendi yarı sahasından ziyade rakip yarı sahada ne kadar topa sahip olduğu, ve bu sahipliğinin sonucunda takımın ataklarda ne kadar üretkenlik gösterdiğidir.
Yüksek tempoyla birlikte rakibe alan daraltarak pas hatasına zorlayan bu sistemi Jurgen Klopp,Nagelsmann,Marcelo Bielsa gibi hocaların taktik anlayışlarında yer edindiğini görmekteyiz. Bu anlayışının dezavantajlarından biri yukarıda da belirttiğimiz gibi savunma arkasına atılan toplar. Sistemin amacı rakibin rahat bir şekilde oyun kurmasına izin vermeyerek onları hataya zorlamak. Tabi bunu yaparken de takım halinde rakip yarı sahada pozisyon almak gerekir. Dolayısıyla ister istemez presi yapan takımın defansında boşluklar olacağından rakibin kendi yarı sahasından karşı takımın yarı sahasına atılan uzun toplarda, hızlı hücum oyuncularıyla birlikte gerçekleştireceği kontra ataklarda bu sistem birden dezavanataja dönüşebilir. Bunu önlemenin bir yolu savunmayı derinde kurup bu gibi pozisyonlarda doğabilecek atakları önlemek . Fakat bunu yaparken de takım boyunu iyi ayarlamak gerekir. Hücum ve savunma arasındaki mesafe ne kadar artarsa oyuna ve mücadeleye ortak olmak bir o kadar zorlaşır. Gegenprese karşı anlattığımız dezavanatajından yola çıkarak Simeone ve Mourinho gibi hocalar bu teze başka bir antitezle karşılık vererek yeni bir oyun modeli ortaya çıkardı . Geçiş oyunu.
Zamanında Del Bosque bu kavramı kontra atak olarak üstünde önemle durulması gerektiğini belirtmişti. Günümüzde değişen futbol terminolojisiyle birlikte adını literatüre geçiş oyunu olarak yazdıran bu sistemin olmazsa olmazlarından biri katı savunma diğeri hızlı hücum. Simeone'nin Atletico Madrid'inden veya Mourinho'nun Tottenham'ından örnek verecek olursak takımın kendi yarı sahasında rakibin koşu ve pas yolunu kapatıp çizgi halinde kaymaları dikkatli yaparak gegenprese nazaran 3.bölgede yapılan baskıdan ziyade rakibin kendi yarı sahasına gelmesini bekleyip burada yapılan presler sonucu kazanılan toplarda hızlı kontra ataklara çıkışları maç içinde dikkatimizi çeken aksiyonlar.
Ülkemizde ise geçiş oyununun izlerini Abdullah Avcı ve Yalçın Koşukavak gibi isimlerin oyun anlayışlarında görmek mümkün.
Toparlayacak olursak futbol her geçen zaman diliminde kendini yenileyen farklı görüşlerle kendini geliştiren bir yapı haline gelmekte. Değişik oyun felsefeleriyle birlikte bu yapıya yöne veren teknik direktörlerin taktik savaşlarını izlemek ise ayrı bir keyif...




Yorumlar
Yorum Gönder